MENÜ

Kars'lı Aşık Dursun CEVLANİ

 
            Aşık Dursun Cevlani, Kars’ın Sarıkamış ilçesinin Akyar Köyü’nde 1900 yılında doğdu. Alaylı topçu yüzbaşısı Hasan Efendi ve Melek Hatun’un oğludur.
 
            Dursun Cevlani, yedi yaşında saz çalmaya heves etmiş ve komşuları Yusuf Ağa’nın yanında çırak olarak uzun süre aşık geleneğini ve saz çalmayı öğrenmiştir. Ustasının ölümünden sonra Kars’ın Oluklu Köyü’nden Aşık Bektaş adındaki halk ozanına çırak olmuş, bu sıralarda kendi şiirlerini de söylemeye başlamıştır.
 
İlk şiirlerinden olan “Leyla’m Leyla’m” koşmasını, Kars’ın Kağızman ilçesinin Yalnızağaç Köyü’nden Lalezar adında bir genç kız için yazmıştır. Köylerine gidip çeşme başında gördüğü ve aşık olup şiirler yazdığı bu güzel kız ile evlenmiştir. On beş yıllık mutlu evliliklerinden üç çocukları olmuştur. Ozan, 10 Haziran 1941’de çok sevdiği eşi Lalezar’ı, yaylada dördüncü çocuklarını dünyaya getirirken kaybetmiş ve ölümünden sonra eşi için çok sayıda ağıt yazmıştır. Erzurum’un Kürkçü Köyü’nden Saadet ile yaptığı ikinci evlilikten de üç çocuğu olmuş ve ilk çocuğu olan kızına Lalezar adını koymuştur.
  
            Aşık Cevlani, yılın dokuz ayını gurbette, geri kalan üç ayı da, köydeki tarlalarıyla uğraşarak geçirirdi. Yurt gezilerini hiç ihmal etmez ve gezip dolaştığı yerlerde Kars’ı hatırlar ve hasretini yazdığı şiirlerle dile getirirdi. Dursun Cevlani’nin 1950 yılında Kıbrıs’a gidişi ve oradaki Türk mücahitlere destek oluşu ayrı bir önemli serüven olmuştur.
  
            Aşık Cevlani, uzun yıllar Ankara Radyosu, Yurttan Sesler bölümüne yurdun çeşitli yörelerinden derlediği türküleri ve kendi eserlerini vererek TRT, THM repertuarına önemli katkılarda bulundu. 1958 ve 1960 yılları arasında Muzaffer Sarısözen’in yönettiği “Yurttan Sesler” programına sesi ve sazıyla sürekli katıldı.  
 
1960 yılında, Ankara Belediyesine Hayvan Takip Memuru olarak girdi. 1965 yılında ilk kez tarafından kurulmuş olan Türkiye Aşıklar Derneği’nin başkanlığına seçildi. Her iki görevini de trafik kazası geçirdiği 18 mayıs 1969 yılına kadar sürdürdü. Bu kaza sonucu, ayağında açılan yara bir türlü iyileşmedi… ve bununla birlikte nefes darlığı ve kalp yetersizliği şikayetleri ozanın sağlığı üzerinde kötü etkiler yarattı. Daha çok güzelin, iyinin ve iyilerin aşığı olan Aşık Dursun Cevlani 20 Ocak 1975 Pazartesi günü  gözlerini hayata kapadı.
  
            Başlıca eserleri:
 
Kars’tan Sesler (1951), Kıbrıs Seyahatnamesi (1952), Bülbüller (1958), Daha Daha Nelerim Var (1958), Aşıklar Dilinde Kıbrıs (1969). Plağa okuduğu eserleri: Leyla’m, Bir Sen İç Sevdiğim, Ağaç Destanı, Semai, Güzelleme, Kağızman’da Bağım Ola,  Kiziroğlu Mustafa Bey ( taş plağa 1941 yılında alınmıştır ) Ankara Radyosu’nda okuduğu eserlerini, Muzaffer Sarısözen Hoca, 1943 yılında notaya almıştır.
 
Ozanın eserleri, öğretmen ve sanayici iş adamı oğlu Fikret Cevlani ve damadı emekli öğretmen Halil Kaya tarafından toparlanmış, 1999 yılında kitap haline getirilmiştir. Ayrıca ozanın eserleri, Milli Kütüphane ve Ankara Devlet Konservatuarı’ndaki arşivlerde de mevcuttur.
 
 
LEYLAM
 
Gene bahar oldu bezendi dağlar,
Hasretlik kar etti gel Leylam, Leylam!
Yar senin ateşin sinemi dağlar,
Gönülde mihmanım ol Leylam, Leylam!
 
Aşkın beni vurdu derbeder etti,
Eyüb’den çok çektim cana kar etti,
Yıktı bu gönlümü virane etti,
Yana yana oldum kül Leylam, Leylam!
 
Ta ezel tecellim kurmuş temeli,
Leyla’yı severim Mecnun misali,
Koy bana desinler Yusuf sevdalı,
Olaydım kapında kul Leylam, Leylam!
 
Leyla! Leyla! dedim dağlar başında,
Ot yayıldım, çimen bitti dişimde,
Bütün kuşlar yuva yaptı başımda,
Gel bana bir çare bul Leylam, Leylam!
 
Cevlani bu halde kamandım kaldım,
Yar senin derdinden sarardım soldum,
Ben de Mecnun gibi Mevlamı buldum,
Kendine bir çare bul Leylam, Leylam!
 
(Şiirde, Mecnun kadar aşık olunan Leyla, aslında, ozanın ilk eşi Lalezar’dır.)
 
 
AĞAÇ DESTANI
 
Adıma ağaç dediler,
Şimdi dinle nelerim var.
Biten meyvemi yediler,
Daha daha nelerim var.
 
Muhammed’in beşiğiyim,
Ulu Kabe eşiğiyim,
Çorbanızın kaşığıyım,
Daha daha nelerim var.
 
Adem safi damı oldum,
Nuh Nebi’ye gemi oldum,
Müslümana cami oldum,
Daha daha nelerim var.
 
Fidan iken beni kırdın,
Sapan yaptın, tarla sürdün,
Dostum beni hor mu gördün?
Daha daha nelerim var.
 
Tarak oldum başınıza,
Köprü oldum işinize,
Her türlü savaşınıza,
Daha daha nelerim var.
 
Önündeki masa benim,
Elindeki asa benim,
Çanak, çömlek, kase benim,
Daha daha nelerim var.
 
Bina oldum, yapı oldum,
Çeşit çeşit kapı oldum,
Kazma, kürek sapı oldum,
Daha daha nelerim var.
 
Beni kolay mı bulursun?
Ayrılsan nerde kalırsın?
Ben olmasam sen ölürsün,
Daha daha nelerim var.
 
 
Sağ iken gönümü soydun,
Hem de kestin, biçtin, oydun,
Yağ peynir, kaymak doldurdun,
Daha daha nelerim var.
 
 
Niçin beni mahvedersin,
Ben tüfeksem sen bir ersin,
Kabrine bile örtersin,
Daha daha nelerim var.
 
 
Ben ağacım, gülüm vardır,
Dalımda bülbülüm vardır,
Kovanımda balım vardır,
Daha daha nelerim var.
 
Her bir yanımdan biçtiniz,
Benim kanım içtiniz,
Niçin bağımı deştiniz,
Daha daha nelerim var.
 
 
Kalem yaptın, yazı yazdın,
Gemi yaptın, suda yüzdün,
Sen ne için beni kestin,
Daha daha nelerim var.
Saz da yaptın tel uzattın,
Göğsüme sedef bezettin,
Benimle semah oynattın,
Daha daha nelerim var.
 
 
Kaplarına terek benim,
Fırındaki kürek benim,
Al bayrağa direk benim,
Daha daha nelerim var.
 
 
Dursun Cevlan çekmem keder,
Ağacın methini eder,
Şehirden ta köye kadar,
Daha daha nelerim var.
 
(“Toprakta Aşık Veysel ne ise, Ağaçta Aşık Dursun Cevlani odur” TRT sanatçısı ve araştırmacı yazar Niyazi Yılmaz.)
 
 
 
     KOŞMA
 
Başına döndüğüm, kurban olduğum!
Ağlar dolanırım yar deyü deyü;
Derdine yandığım, büryan olduğum,
Dağlar dolanıram yar deyü deyü.
 
Çoktandır ki terk etmişem ben yari,
Asla yüreğimin çıkmıyor zarı,
Yanar oldu, sönmez yüreğim narı,
Çağlar dolanıram yar deyü deyü.
 
Cevlan’ın derdine yoktur çarelar,
Eksik olmaz can evimde yaralar,
Aylar, günler, sene ile karalar,
Bağlar dolanıram yar deyü deyü.
 
 
 
 
 
 
KARS DESTANI
 
İşitin ağalar tarif edeyim,
Yine yada düştü elleri Kars’ın,
Güzeller giyinir toyda, bayramda,
Karışır yeşille alları Kars’ın.
 
Havası çok güzel, yelleri eser,
Kalesi muhkemdir şiddetli hisar,
Suyu abıhayat, selsebil, kevser,
Coş vererek çağlar selleri Kars’ın.
 
Aşığı coşturan aşk havasıdır.
Serinde coş veren gam deryasıdır,
Dursun Cevlani’nin şen yuvasıdır,
Gözümde tütüyor yolları Kars’ın.
 
  
 
    
  
  
 
 

DUYURULAR
İSTATİSTİKLER